Perşembe, Ocak 03, 2008

Sakızlı Ekmek

İzmirin her köşesini gezdiğimi, her türlü nimetininin kaynağını gözümle gördüğümü iddia etmemeye geçen yaz bir tuhaf ağacın önünde netlik yapmaya çalışırken karar verdim. Bu ağaç bir sakız ağacıydı.

Küsüratı bende saklı- 30 küsür yıllık hayatımın, ufukları Sakız Adası ile kesintiye uğramış, sakızlı dondurmalarla taçlanmış her yazında ve dahi (evin) köşesine bucağına sakız reçeli saklanmış kışlarında bile kendime sormamışım “yahu nedir, nerdedir bu nimetin kökeni?” Hayret!

Artık demode olduğunu saklamayan emektar makinemin makro ayarları ile boğuşmaktayım. Dışarıdan bakıldığında pek de havalı gözükmeyen eğriden – eğretiden bir ağaç sanki sonraları onu bu şekilde tanımlayacağımı bilmiş gibi zamanın bir noktasında göz yaşı dökmüş. Sonra zaman donmuş- gözyaşı da öyle…
Makinam el verdiğince ardı arkasına kareler çekiyorum. “Olmadı,” diyorum, “net değil.” Bir daha, bir daha. Altı üstü bir reçine damlası ama çok güzel çok, çek bir daha….

Bir ara çerçeveye 3 yaşı henüz dolmamış kızım giriyor.
“Dakız istiyorum,” diyor “dakız…”
Sakızın ağaçta yetiştiğini düşünüyor olması hoşuma gidiyor. Karışmıyorum.
Keşke herşey ağaçta yetişse diye düşlüyorum, mesela çikolata, mesela pasta, mesela tiramisu ve mesela pizza….

Yetişmiyor elbette ama olsun, yetiştiği kadarı da yeter. Sakız, ya da mastik öyle hoş bir şey ki hepsine bedel…



Sonra yaz bitiyor.
Yaz boyu çekilmiş onlarca fotoğraf arasında bir kare, bir ağacın üzerinde bir damla sakız parçası zamanının gelmesini beklemekte.

Yeni yıl, beraberinde Rum köklerinin esintisini eteğinde taşıyan uzak bir akrabayı da getirerek geliyor….

Konuk olduğum eve yeniyıl ekmeği getirmiş, bize de bir parça düşüyor. Ekmeğin üzerinde 2008 yazmakta.

Burnumu ekmeğe dayamışım, “ayol yesene” diyorlar, “yok diyorum, yok…Böyle daha güzel- şimdilik tadını böyle çıkarıyorum ben onun…”

Neden sonra hakkıma düşen bir dilimi yiyorum, mest oluyorum.

Yumurta var bu ekmekte, belki tereyağ, ve mahlep ama mutlaka ve mutlaka sakız.
Hani şu bizim sakız.
Bir zamanlar Çeşme’nin taşı toprağının kaplı olduğu ileri sürülen sakız, sonraları kıymetini bilmediğimiz kesi kesiverdiğimiz sakız, şimdilerde devlet koruması altında olan sakız… Hani Yunan dostlarımızın bizden daha iyi sahip çıktığı sakız, hani Çeşme’nin burnunun ucunda olup da bizim olmayan adaya adını veren sakız.
Vesaire vesaire vesaire…..

Madem onlar bizden daha iyi sahip çıkmış o halde onlardan bir tarif verelim… Elbette Yılbaşı gibi, paskalya gibi özel günlerinde pişirdikleri Tsoureki aradığım tada en yakın sonucu verecek. Belki de yediğim ama adını sormayı akıl etmediğim güzel ekmek zaten bir tsoureki (tureki)

Adı her ne olursa olsun bu ekmek mutlaka ama mutlaka denenmeli.

Malzemeler:

2 yumurta (oda sıcaklığında)
1/3 kap süt (oda sıcaklığında)
3 kaşık zeytinyağı
1/3 kap şeker
1 çay kaşığı mahlep (dolu dolu)
5-6 parça damla sakızı (ezilmiş)
1 çimdik tuz (çay kaşığının 1/5 kadar)
3 kap un
2 çay kaşığı instant maya

Temel ekmek ayarı
(hamur makinede biraz zor dönüyor. gerekirse bir iki kasık daha süt ekleyin)


NOt: Ekmeğinizi daha kekvari istiyorsanız şeker oranını artırabilirsiniz. Ancak hamur yogurma aşamasında kaşık kaşık süt ekleyerek hamurun kıvamlı bir topa dönüşmesinde yardımcı olmanız gerekecektir.

27 yorum:

Ferhanca dedi ki...

Ben de Bodrum da görmüştüm o haşmetli sakız ağacını.Burnuma kadar geldi ekmek kokusu ellerine sağlık.

Sibel dedi ki...

Ah Binnurcuğum.. bu ağaç resmi bitirdi beni.. ne kadar güzel Allahım ne kadar güzel! nasıl kokuyordur kimbilir.. dokunasım geldi, koklayasım, sarılasım o ağaca.. Görmek bana da kısmet olur bir gün umarım..

Ekmeğinin nefis olduğunu biliyorum:) Ben de sakız kokulu paskalyalar yiyorum bugünlerde kahvaltılarda. Sakızın aroma verdiği her nimet başka güzel.
Sevgilerimle..

ugurbocegimleafiyetle dedi ki...

Tasvirinize bayıldım doğrusu, sakız ağacını, ekmeği harika anlatmışsınız, ne yazık ki yapı gereği herşeyi kaybettikten sonra değerini anlıyoruz, elimizdekilerin değerini hiçbir zaman bilmiyoruz, sakız reçeline bayılmıştım bende, gerçekten harika bir lezzet, yüreğinize sağlık, hemşerime selamlar...

Mutfak Robotu dedi ki...

OOhh mis gibi koktu valla ! Ekmek mi desem hikayen mi desem içime bir aydınlık doğurdu sanki ! :))

Ekmek makinam gelebilse ilk deneyeceklerimden olacak sanırım bu sakızlı ekmek...

BETÜL dedi ki...

Merhabalar
Ekmekte sakız... denemek gerek, ellerinize sağlık
Sevgiler...

Binnur A. Ö. dedi ki...

Sevgili Ferhan, demek Bodrum taraflarında da varmış Sakız agacı. Bunu bilmiyordum. YAygınlastırılması lazım aslında, iklim uygun nasıl olsa.
Sevgilerimle

Binnur A. Ö. dedi ki...

Sevgili Sibel,
İZmir'e gel (tabi ben de memleketime gitmis olmalıyım o esnada :) Gidelim o sakız agacının yanına birlikte :)

Sakız kokulu paskalyaların yanında bir de senin elinden kahve ne guzel olurdu :)
Sevgilerimle

Binnur A. Ö. dedi ki...

Sevgili hemşeri uğurböcegi :)
yazıyı sevmene cok sevindim, ben de cok severek yazmıstım ...severek yağınca iyi oluyor tum islerin sonucları.

Sevgilerimle

Binnur A. Ö. dedi ki...

Sevgili robotcugum,
kim getirecekti o makineyi hediye olarak bilmiyorum ama yakında kulaklarını cekecem onun :)
senin gibi hamarat bir hatun benim tarfilerimi deneyemiyor bu gecikme yuzunden :(
bu arada dun gece yine yazdım yazdım ortak yerimizi icin :)

Binnur A. Ö. dedi ki...

Sevgili Betül
denedigin zaman sakızı ekmekte, sonucu bizimle de paylas olur mu

ahu dedi ki...

Nefis deseeeem...Bir ekmek için kullanabileceğim en iyi sıfatı bulmaya çalışıyorum ama bu ekmek için yeni bir tane yaratmam lazım(evet tamam itiraf ediyorum..sakızla büyük aşk var aramızda, ekmekle de olması kaçınılmazdı)
Dün akşam misafirleri beklerken malzemeleri koydum tekneye...Pişip de çıkdığında yaşları 3e yaklaşmış iki miniğin başında bekleyişini mi anlatsam, yoksa normal şartlarda "ekmek makinası mı?hıh!bi o eksik!" diyebilecek erkek konukların bile tadınca yoğun bir ekmek, ekmek makinası, ekmek çeşitlemeleri muhabbetine girmelerini mi?:)
Her tarifin çok hoş ama bir damla sakız delisi olarak bunun için ayrıca teşekkürler:)
sevgiler...

Binnur A. Ö. dedi ki...

Sevgili Ahu,
Bu tür sevinçlerde (başka evlerde yaşanan)payım olması beni çok mutlu ediyor.
Afiyetler olsun....

Yaren dedi ki...

D A V E T I Y E

Merhaba arkadaslar, bu gün saat 14.00 te Türkiye saati ile 15.00 te AYYA Bayan blogcular kahvesinin acilisi var.Tüm blogcu arkadaslari davet ediyoruz,buyursunlar.

Aynur Yaren

www.ayyachat.blogspot.com

Yasemin/Beril dedi ki...

Sevgili Binnur, sana ve Nehir'e buradan bir kez daha teşekkür etmek istedik Beril'le birlikte. Yeni yılınız kutlu olsun.

Hale dedi ki...

Merhabalar bir süredir blogunuzu takip ediyorum gerçekten çok güzel ekmekler,sakız aroması çok sevdiğim bir tatdır eminim ekmeğide çok güzeldir emeğinize sağlık..

www.karabiberinmutfagi.blogcu.com dedi ki...

ilk defa duyudm ama eminim cok lezzetlidir ayy ne güzel ekmekler yapisun canim ellerine saglik benide eklersen sevinirim ben ekleyemedim nedense

Açalya dedi ki...

Evde Yunan mastiği ve Arap mahlebi var :) e ne duruyosun Açalya?!
Ferhanca'nın dediği gibi, kokusu ta burnuma kadar geldi, ellerine sağlık

Yurtdışı Eğitim dedi ki...

gerçekten iştah açıcı ve güzel kokulu ekmeklerden bitanesi canım bu kadar lezzetli ekmeklerde yapılmazki kilo nedeniyle yiyen var yiyemeyen var değilmi ama :)

Emel'in Mutfağı dedi ki...

yemek blogunda yeniyim, kesifteyim blog alemini, sizi takip edecegim
ekmeklerle arasi iyi bir adanali, emel

Açalya dedi ki...

Binnurcuğum, yaptım ben bu ekmeği evvelsi gün! çoook lezzetli oldu. Ben 'crust'ı medium olarak ayarlayınca dışı biraz fazlaca koyu oldu, kıyıları yemedik ama içi harikaydı. Bir de nasıl şişti nasıl şişti anlatamam, cama yapıştı kaldı, zor temizledim camdan valla. Kocamaaaan bir ekmek oldu çıktı yani :) Paskalya ekmeğinin sakız kokulusu. Bir de ben 'rapid rise' kuru maya kullandım ve 'hızlı beyaz ekmek' ayarında yaptım.
Yapacaklara tavsiyem crust'ını light olarak ayarlamaları.
Ezcümle, ikinci defa yapılacak! sağol arkadaşım paylaştığın için.

nino dedi ki...

ekmekkkkkkkkkkkkkkkk

BaL dedi ki...

Nerden nereye :)

Pınar'a "elim sende!" demiştim; o kimi sobelemiş diye bakarken, önce Açalya'ya rastladım; sonra da size :)

Açalya'ya da dedim. Geçen hafta sevgilim, isteğim üzerine ÇEşme'den iki kavanoz sakız reçeli getirmişti bana.

Öylece yemeyi de seviyorum; ama değerlendirmek gerekir diye de endişeleniyordum. Muhallebiye katarım derken, bu tarifle karşılaşmak çok keyifli oldu :)

Sanırım damla sakızı yerine sakız macunu da koyabilirim. Tatlı olur gerçi; ama tatlı ekmek de olur, değil mi? :)

Teşekkür ederim paylaşım için...
Sevgiler...

Binnur A. Ö. dedi ki...

Merhabalar BaL,

Tabiki tatlı ekmek de olur. Zaten bu bir nevi paskalya ve paskalyalar da az cok tatlı oluyor bilirsin.
Ancak denemen basarılı olursa bize de bildirirsen sevinirim. Cunku sakız recelini ne oranda koymak gerektigini ve hamurun dokusuna nasıl bir etki yapacagını tam tahmin edemiyorum.

Fakat hamuru bozmayacagını da dusunuyorum. yine de koku anlamında yeterince baskın bir sakız hissi alamayabilirsin.

Bundan sonra sevgiliden istenecek maddelere bir de sakız taneleri eklendi gibi.
sevgilerimle

BaL dedi ki...

Pes bana!

Şimdi farkettim :)))

"Ekmek üzerine bir blog... Hmm... Binnur ismi de yabancı gelmiyor... Hmmm..." derken :)))

Blogun sol sütun tepesine şimdi gözüm ilişti! Bir baktım, rafımdaki kitap :)))

Pes Banu! dedim :)))

Yakın zamanda almıştım kitabınızı; hatta blogda da bahsetmiştim :) Bir şey de sormak istiyordum bir bilene hatta...

Çok iyi oldu bu...

Kitaptaki tariflerde çoğunlukla ekmek makinesi kullanılmış; ama aynı ölçülerle klasik yöntemle de (yani fırınla) ekmekleri yapmak mümkündür , değil mi?

Çok sevindim :)

Sevgiler...

Binnur A. Ö. dedi ki...

:)
Evet tabi mümkün.
Ekmek makinesi sizin yapazagınız işi yapan bir makine biliyorsunuz. Bizim yerimize yaptığı 3 işlem var:
Yoğurma- Mayalama (BEkletme) ve Pişirme.
Bu durumda hamuru yoğurarak veya yine makineye yoğurtarak olusturun.
Sonra şekil verip bir kenarda (ki fırıntepsisinde bekletilirse işin daha iyi olur) bekleyin minimum 1,5 bazen 2 istege gore daha uzun sureler bekletin kabarsın, ardından da önceden orta sıcaklıkta ısıtılmıs fırına verin ve pişirin...

BaL dedi ki...

Binnur, teşekkür ederim verdiğiniz bilgilere :)

Sevgiler...

Açalya dedi ki...

Ben bu ekmeği yaptım diyorum hiç sesini çıkarmıyorsun...bana blogumda yazı bile yazdırdı, yazımda bu ekmekten bahsettim, BaL da söylemiş, sen gelip de okumadın ya Binnur, aşk olsun.
Bu arada bilmek istersin, mastik macunu ile yaptım ben bu ekmeği, yaklaşık 2 tepeleme yemek kaşığı macun koydum. Yoğururken macun topak oluyor ama ısındıkça yumuşuyorü bu aşamada tahta kaşıkla azıcık ezdim, öylece uzayıp karışıyor hamur içine.