Cuma, Eylül 21, 2007

Bir Hititli'nin Sofrasına Konuk Olmak- Onunla Aynı Ekmeği Paylaşmak

Senin sandığın gibi olmuyor işte, demişti babam.

Ben ona sadece arkeolog olmayı istediğimi söylemiştim oysa.

Umutsuz ve umut kırıcı girişinden sonrası ise şöyleydi: “Öyle senin hayal ettiğin gibi kazılara gezilere tüm arkeologlar gitmiyor işte! En iyi ihtimalle Anadolu’da bir yerlerde bir müzenin müdürü olursun. Masa başında geçer hayatın.”

Henüz kafa kâğıdım 16 yıllık. Akıl kağıdım ise belirsiz. Akıl denen şey tecrübelerle oluşuyorsa eğer, hayatım için kararlar almak adına başkalarının aklına öylesine muhtacım ki. Üstelik aklımın olması gereken yerde – aslında onun biraz üstünde püfür püfür kavak yelleri esmekte. Hititler, Asurlar, Frigler, Urartular iyi de, masa başında dirsek ve ömür tüketmek kötü diyorum kendime.

Siliyorum aklımdaki tercih formundan arkeolojiyi.

Hukuk yaz diyorlar bana, hakkımı çok iyi koruyormuşum, hâkimi bezdirirmişim, müvekkilimi illaki galip kılarmışım falan filan.

Karanlık adliye koridorları geliyor gözümün önüne. Anadolu’da toprağa toza bulanmış bir halde eski medeniyetlere dokunmak varken elimde narin fırçalar ve mini kazmalarla—loş bir odada karışık bir masa ardında MÜDDDÜR olarak oturmak kadar berbat geliyor o koridorlar bana.

Yazıyorum ama ölü tercih.
Kimse bilmiyor bunu.
Gölgem bile.
Kendime bir gençlik sırrı veriyorum; sayesinde ne kadar çok para kazanabilecek olsam da avukatlığı kendi listemde ölüme tercih ettiğimi.

Henüz kazanılmamış paracıkların ardından hüzünlenmiyorum da ,
elimden düşen kazma ile fırçaya,
yüzüme değemeden ait olduğu yerde kalan kazı alanı toprağına kederleniyorum.

O günden sonra hep tarih kurcalıyorum, harabelerde arıyorum kaybettiğim ruhumu.

Ve kendimi hep sıkıcı bir müze müdürü olmamak fikri ile avutuyorum.
Seneler sonra ise her arkeoloji mezununun müddddüüür, her müddddüüürin de masa başı tozu ile oyalanmadığını görüyorum.
Pişmanlık?
Bilemiyorum.
Her ikimiz de haklıydık çünkü.
Fakat ben yine de tarih kokan şeylere gönül kaydırıyorum.

Veee
Ve geçenlerde bir kitap buluyorum.
Henüz siparişini vermesem de kitap için çok heyecan duyuyorum- size de tanıtmak istiyorum.

Güngör Karauğuz'dan değerli bir çalışma bu. Sonrasını internetten bulduğum tanıtım yazılarından aktarayım size.

"Bu ilginç çalışmada, Hitit çiviyazılı kaynakları ele alınarak, Anadolu'da bugün tüketilmekte olan yerel ekmeklerle Hitit ekmekleri arasındaki bağlantılar araştırılmaktadır.

Hitit Dönemi'nde ekmeğin, tarlanın sürülmesinden itibaren geçirdiği tüm evreler çiviyazılı metinlerden takip edilerek incelenmektedir.

Hitit ekmek çeşitleri ile bugün Anadolu'da tüketilen ekmek çeşitleri arasındaki yakın benzerlikler konusunda ilginç veriler ortaya konmaktadır.

Ayrıca Hitit bayram ve kült törenlerinde hangi ekmeğin ne oranda tüketildiği, bayram ve ritüel kutlamalarında hangi tanrı için özel olarak yapıldığı araştırılmaktadır.

Sadece tanrıya sunulduğu düşünülen ekmek çeşitleri ile bu ekmeklerin hangi kutsal mekanlarla ilintili olduğu da irdelenmektedir."

Satın almak için Ideefixe'den veya herhangi bir online kitapçı'dan faydalanabilirsiniz.

14 yorum:

Bilun Şen dedi ki...

Bayılıyorum cümlelerine.. Ruhum dinleniyor..
Baban hiç değilse iş bulabileceğini söylemiş sana Binnur.. Bana işsiz kalacağımı, asla kendi işimi yapamayacağımı söylediler hep.. O laflara inat girdim, bitirdim Arkeoloji'yi, hem de 1.likle.. 1 sene boş oturdum, haklıydılar belki, iş bulamadım.. Şimdi de y.lisansa girdim.. Bakalım sonum ne olacak? :)

Kitabı biliyorum ve çok da seviyorum.. Hatta sana söyleyecektim.. Ama tatildeyken hiç giremedim nete..
Çok güzel anlatmışsın..
Sevgilerimle..

Unutmamışsındır inşallah beni :)

Berilin annesi dedi ki...

Profesyonel kokartlı bir rehber olarak hayatımın büyük çoğunluğu o sit alanı senin bu sit alanı benim geçti durdu. Ankara müzesini ilk kez gezdirirken yaşadığım stresi anlatamam ama sonunda altından başarıyla kaktığımı görünce öyle mutlu olmuş ve her seferinde öylesine keyifle gezmiş ve gezdirmiştimki anlatamam. Miş'li geçmiş kullanıyorum çünkü Nehir'den sanırım 3 ay büyük Beril adındaki kızımı bırakıpta Anadolu yollarına düşemiyorum.Arkeoloji okumayı hiç düşünmemiştim hep gazeteci olmak isteyip kendimi turizmin içinde buldum.İyiki de bulmuşum o sit alanlarının tozunu yutmak, müzelerin kimilerine göre kasvetli koridorlarında gezinmek bana bir arkeolog kadar bir sanat tarihçisi kadar mutluluk veriyor.Zaten rehberlik kursumuzda hepsinden biraz okuyup, öğrenip (arkeoloji, sanat tarihi, mitoloji, v.s.) sonrada yıllarca çeşitli kitapları okuyup kendimizce bir özet çıkartıp anlatıyoruz biz rehberlerde.
Hititler de en çok ilgimi çeken uygarlık olduğu için hemen edineceğim bu kitabı...

Binnur A. Ö. dedi ki...

Sevgili Bilı,un,
Hic unutur muyum seni.
Adını duymam bile yeterli. :)
BEn yazımda akademik kariyer yapmak diye de bir secenek var ama babam bana onu demedi kısmını ekleyecektim ama vazgectim. Ekleseydim daha iyi olurmus onu gordum simdi. BEnce dfogru yoldasın.
HAyallerin pesinde kosmak harika birseydir.
Daha sonra tekrar konusuruz.
Sevgilerimle
Not: Onceki yorumunu aldim ama cevaplayamamistim henuz.
hosgeldin.

Binnur A. Ö. dedi ki...

Merhaba BEril'in annesi,
Senin hayalini de ben gerceklestirmisim sanirim :)
Ben Once Iletisim fak. bitirdim, ardindanda Guzel Sanatlar'da sinema tv okudum.
Bir sure de (5 yil kadar ) Flash Tv, Turkish Daily NEws ve İzmir Plus gibi yayin organlarinda calistim. GAzetecilik harika bir meslektir, ancak insani adam akilli doyurmasi icin kaymak tabaka kismina ulasman gerekir. Bir de evlat olduktan sonra eger hala kaymak tabakada degilsen buyuk ihtimalle hani senin dedigin Anadolu'ya gidememe ve geri cekilme turu seyler bu meslek sahiplerinin de basina gelir.
Sonra daha eve yakin isler arar insan. Eger cocuklari da seviyorsa kisi benim gibi , ogretmen olur mesela.
:)

kendinianlat dedi ki...

Blog yazarlarının buluşma noktası http://kendinanlat.blogspot.com. açıldı.Katılın!!

nino dedi ki...

ne kadar guzel bir anlatim en az ekmekleriniz kadar guzel sonuctane oldunuz (meraktan) umarim gonlunuzde yatan biseydir sevgiler

Binnur A. Ö. dedi ki...

Sevgili Nino,
ilk tercihim olan Basın yayın (sonradan İletisim fak oldu) Radyo -Tv bolumunu kazandım Ege Univ'in.
ardından Dokuz Eylül Guzel San. Fak'da Sinema Tv yuk. lisans yaptım.
Sonra Flash Tv ve Turkish Daily NEws'da muhabirlik yaptım, sonra bilgisayar ogretmeni oldum (nasıl oldu diycen- uzun hikaye ama olabiliyor) aynı sıralarda İzmir Plus diye bir dergiye de bir sure yazdım. sonra ...
ac.ıkcası cok sevdigim bir meslekti basın mensuplugu.
ama cocukları da seviyorum.
v onlara tatral bir sekilde ders anlatmayı da.
su an kızım nedeni ile 2 sene ara verdikten sonra yine ögretmenlige dondum,
ama yine yazıyorum bir sekilde. belki tekrar bir dergi olacak bilemiyorum.
velhasil arkeolog olamadim ama daha baska olabildiklerimi cok sevdim.
:)

Mutfak Robotu dedi ki...

ne yazık ki hayatın kaderi!(mi demeli)Hep ebeveynler karar verir durumunda çocukların hayat çizgisi hakkında. Hepimize aynısı oldu. Şimdi aynısı biz yapıyoruz...

Ama bu kitap tam senlikmiş gerçekten. Senin yerinde olsam çoktan almıştım, iyi dayanıyorsun !! :)

Binnur A. Ö. dedi ki...

Alacagim robotcugum,
ancak eve gelinceye kadar kargocular glmis olur diye siparis veremiyorum.
yani artik ancak aksam uzerileri evde olmanin dezavantajlarindan birinin de internet uzerinden alisveris yapamamak oldugunu ogrendim.
yakinlarda ise kitapci yok
varsa da gidecek zaman yok

Sibel dedi ki...

Sayin Binnur hanim,

Ekmek tariflerinize bakarken buttermilk in ne oldugunu anlamadiginizi soylemissiniz. Bizdeki ayranin biraz daha koyusu diyebiliriz. Ben de Kanada da yasadigimdan ogrendim ne oldugunu. Bu arada siteniz cok guzel olmus tebrik ederim.

Binnur A. Ö. dedi ki...

Sibel hanim,
mrhabalar,
aslinda buttermilki ikame edecek bir tarif buldum ve yine yazilarim arasinda bir yere yazdim ama su an (ise gitmek uzereyim) nerede oldugunu bilemiyor ya da bulamıyorum :)
neticede cıkan formul su idi substitute icin:
sute limon sık ve 10 dakka bekle, buttermilki karsilaryacak bir sonuc elde edersin.
bunu cok kullandim ben.
fakat asla daha koyusu degildi ayranin.
cikan sonuc hafif eksi ve kesik sut idi bir nevi(tam kesilmiyor aslinda)
bana kalirsa kefir gibi birsey ifade ediliyor buttermilk derken.

fakat dedigim couzm de ise yariyor (siz de bir dener misiniz bir ara)


sevgilerimle

Açalya dedi ki...

Ben geldiiiimmm :)

Sanirim arkeolog olmak tarih ve cografya dersini seven her liselinin hayali (benim de hayalimdi). Turkiye'de arkeolog olmak zor gercekten de, baban bir bakima hakliymis. Bu kitap da guzelmis, seninkiyle birlikte almam lazim...hala seninkini edinemedim...ne utanc verici...

Adsız dedi ki...

Sayın Binnur Hanım,
karnımızı doyurmaktan öte anlamlar taşıyan ekmek için hazırladığınız eser için öncelikle ruhunuza sonra da ellerinize sağlık.
ne mutlu size ki eğitimini aldığınız konular etrafında çalışabiliyorsunuz. ben peyzaj mimarlığı okudum hem de master yaptım ama şimdi başka bir iş yapıyorum. bası yayın okuyan bazı arkadaşlarım var. onlar da benim gibi: mesela biri şimdi ilaç satıyor. neyse siz şanlıymışsınız ya da şansını yaratabilenlerden.
neyse benim size sorum;
reklam gibi olacak ama: scholotzsky's 'in regular ekmeğinin tipi nedir ve tarifini bulabilir miyim?
ilginize şimdiden çok teşekkür ederim.

Binnur A. Ö. dedi ki...

Aslında ben de egitimini aldıgım konu uzerinde calısanlardan degilim. Ben de iletisim (basın yayın) radyo tv- ve ardından GSF yük. lis. mezunuyum. BAsın'da 5 yıl kadar tecrübem oldu. Su an inanmayacaksınız ama bilgisayar ogretmeniyim :)
Bu yazı isleri de cabası...

simdi
bu ekmegi arastıracam ama bulur muyum bilmiyorum.buldugumda yayınlayacagım
sevgiler