Cuma, Ocak 13, 2006

Nergis...

Bir zamanlar İzmir basınına tabir-i caiz ise omuz omuza hizmet verdiğimiz arkadaşlarımdan biri Şirin Yörük Karaburun'daymış bayramda...

Bana (üzülerek) kokusunu gönderemedi ama çektiği resimlerini gönderdi nergislerin..

Eşimin patlamış mısırlara benzettiği güzelim nergizlerin (kimine göre nergis "z" ile biter,) vatanı, kendilerini iyi hissettikleri topraklar Karaburun toprakları (fırsat buldum, bir kez daha İzmir'im demeden yapamayacağım. Tıpkı benim de kendimi iyi hissettiğim toprakların İzmir toprakları olması gibi)...

Nana’nın oğlu eşsiz Narcısisus gölcüğün kenarında umutsuzca aşık olduğu kendi varlığını seyrederken bu korkunç aşkın derin etkisiyle için için eriyerek Mimas topraklarına karışır (Karaburun yarım adası). diyor Erkan Sevinç 02 Haziran 2003 tarihinde Hürriyet Gazetesinde çıkan yazısında...(TIKLAYIN)

Ve diyor ki, dünyanın her yerinde yetişir Nergiz ama hiç biri buradakiler kadar güzel kokmuyor...Öyle mi acaba? Yoksa kokan memleket mi???
Herkese kendi memleketinin dünyanın en güzel yeri olarak koktuğu gibi... Posted by Picasa

4 yorum:

yemekvebiz dedi ki...

Izmir'de yasadigim donemlerde, nergisler satilmaya basladigi andan itibaren hep evimin bir kosesinde dururdu tum ihtisami ile.
ne guzel kokalarlar degil mi?
zeynep

pandora dedi ki...

"Ekho görünce Narkissos'u bir ıssız kırda dolaşırken
arzu sardı gönlünü, düştü gizlenerek izlerinin ardına;
bir çıranın ucuna sürülmüş yanıcı kükürt
beri getirilen alevi nasıl kaparsa
Ekho da yaklaştıkça daha yakından yanıyordu aşkla.
Kaç kere okşayıcı gözlerle ona sokulmak,
kaç kere yumuşak dileklerini ona sunmak istedi;
yaradılışı vermedi izin söze başlamaya,
bekleyebilirdi ancak sözleri ki onlara cevap yollayacak.

(Ekho, yankı ya, ancak sözleri tekrar edebiliyor).

Narkissos bağırdı "Orada kim var?", "Var" diye cevap verdi Ekho.
Narkissos "Ölmek yeğdir" diye bağırıyordu "olacaksa senin her şeyim".
Ekho başka bir şey söylemedi: "Senin her şeyim".

(Ama Ekho beraber olamayacağını bilir aşık olduğu Narkissos'la, onu uzaktan izlemekle yetinir, ne yapsın, konuşamaz çünkü kendisi)

....Berrak bir pınar vardı, dalgalarında gümüşler oynaşır.
Çevresinde en yakın suyla beslenir bir çayır,
ve oranın güneş ışığıyla ısınmasına engel olan orman.
Pınar ve yerin güzelliği çeker onu kendine,
uzanır Narkissosav yorgunluğu ve sıcağın verdiği ağırlıkla yere.
Gidermek isterken susuzluğunu, artıyordu bir yandan susuzluğu;
içtikçe suya vuran güzelliğine hayran,
seviyordu tensiz bir hayali, vücut sanıyordu sulardakini.
Donakaldı Paros mermerinden bir heykele benzeyen o aynı yüzle
kımıldamaksızın, bakıyordu kendi kendine, şaşkın...
Bilmeden kendini arzuluyor, severken onu, kendini seviyor,
isterken kendini istiyordu, içini yakan ateşi tutuşturan da kendiydi.
Kaç kere faydasız öpücükler sundu aldatan pınara...
Ellerini kaç kere daldırdı, boşa kavuşturdu kollarını sularda.

(Narkissos böylece aşık olur kendine-Narsizm'in adı da onun adından gelir ya zaten. Ekho da umutsuzca izler sevdiğini)

Şunlar oldu son sözleri gözlerini
ayırmadan sulara bakan Narkissos'un:
"Ey boş yere sevdiğim çocuk..."
"Elveda" deyince o, bağırdı Ekho "Elveda".
Yorgun başnı dayadı sık çayırlığa,
ölüm kapadı efendilerinin güzelliğine hayran gözlerini.
Hala bakıyordu kendine
yeraltına göçtükten sonra bile
bakıyordu Styks sularına.
Dövündüler bacıları Naias'lar
kesik saçlarını yanıbaşına koydular;
dövündüler Dryas'lar,
Ekho da katıldı onlara. Tam sedyeyi,
odun yığınını, titreyen meşaleleri
hazırladılar,
vücut yoktu hiç bir yerde,
yerinde sarı göbeğini
beyaz yaprakların kucakladığı bir çiçek buldular."

Ovidius böyle anlatır Narkissos'un öyküsünü... Selamlar İzmir'den, nergis kokulu kentten..

Binnur Akhun Önen dedi ki...

Sevgili Zeynep,
geçen gün İzmit'te de nergis gördüm ama koşuşturmaca içinde alamadım gitti.
Bir daha görürsem mutlaka alacağım...Evim İzmir gibi koksun diye :)

Binnur Akhun Önen dedi ki...

Sevgili Pandora,
Bu sabah postumu eklerken Nergisin hikayesini de anlatmak istedim, ama yazmadım...Kendimi onu anlatacak ruh halinde bulamadım tam olarak...Ayrıca benim elimde Ovidius'un kaleminden çıkmış şekli yoktu... Bu değerli katkın için çok teşekkürler....